YAŞASIN YEMEK YEMEK

 

IMG_0811Adım başı yemek demek, İtalya demek, her köşesinde efsanevi bir lezzetle karşılaşmak mümkün. İnsan yazarken bile acıkıyor 🙂 Kardeşim Milano’da okuduğu için İtalya’nın birçok yerini gezme fırsatım oldu. Her bir şehri ayrı bir yemek cenneti olduğu için sadece İtalya başlığı altında bir yazı yazmak sayfalar süreceği için şehir şehir ayırarak yazmaya karar verdim. Zaten İtalyanlara ve İtalyancaya olan sempatim ileri düzeyde olduğu için kısa bir yazı yazmam pek mümkün olmayacak galiba. Üç yıl boyunca, istisnasız benim tatil zamanın kardeşimin sınav dönemine denk geldi, her tatilde olmasa da fırsat buldukça hem kardeşime destek olmaya hem de kafa dinleyip yemek yemek için Milano’ya giderdim. Kardeşim sabah erkenden çalışmaya başladığı için beni sabah körü uyandırıp evden dışarı atardı çünkü evde kaldığımda onun dikkatini dağıtıyormuşum! Ben de sabahın erken saatlerinde kendimi yollara vurur, adım adım gezerdim Milano sokaklarını, tek başıma zaman geçirmekten sıkılmadığım tek şehir diyebilirim Milano için, saatlerce market gezmek, sosların, peynirlerin, ev yapımı makarnaların arasında gezmek bile başlı başına bir keyifti benim için.

IMG_0810Elbette ki makarna İtalyan mutfağının baş tacı ancak Milano tatillerim bana öğretti ki İtalyan mutfağı sadece makarna ve pizzadan ibaret değil. Mesela sadece Milano’da tek bir dükkandan alıp yiyebileceğiniz Panzerotti denilen bir tür hamur işi var, anlatılmaz yaşanır cinsten, poğaça desen poğaça değil, calzone pizza desen o da değil, anlaşıldığı üzere bu efsane lezzetti bir şeye benzetmek oldukça zor, ya da ben karşılığını bulamadım bilemiyorum. Zaten kapısında metrelerce uzanan kuyruk tarif edilemez bir lezzet olduğunun en büyük kanıtı bence. Luini’nin elinden çıkan bu panzerotti adeta bir başyapıt. Mozerella domatesten, ıspanaklı ricotta peynirli, zeytinli soğanlıdan, salamlı parmesan peynirliye kadar bir çok çeşidi var. Benim iki tane favorim var; biri zeytinli soğanlı diğeri ise ıspanaklı ricotta peynirli olan. Dedim ya İtalya’nın her köşesi bir başka lezzetle dolu, mesela panzerottinizi yedikten sonra hemen karşı kaldırıma geçerek külahının içini çikolata şelalesinden akan lezzetli çikolata sosuyla doldurduktan sonra üzerine tiramisuludan, kahveliye, çikolatalıdan, karamelliye istediğiniz meşhur İtalyan dondurma çeşitlerinden birini koyarak yürüyüşünüze devam edebilirsiniz. Yürüyüş diyorum çünkü bu tatilden ancak yürüyerek gezerseniz kilo almadan geri dönebilirsiniz, yoksa bunca yemeği yiyip de kilo almak kaçınılmaz.

Makarna ve pizzadan ibaret değil dedim ama onlara değinmeden geçmem de pek mümkün olmayacak. Eğer siz de benim gibi ince hamur pizza sevenlerdenseniz şanslısınız çünkü bir çok yer ince hamur pizzayı tercih ediyor, kullandıkları malzemenin tazeliğinden midir tariflerindeki sırlarından mıdır bilinmez ama İtalyanlar kesinlikle bu işin ustası. Yüzlerce çeşit pizza var, insan seçmekte zorlanıyor doğrusu. Ama onu da düşünmüş canım İtalyanlar siz istediğiniz malzemeyi söylüyorsunuz menüyü ezbere bilen garsonlar size anında seçeceğiniz pizzanın adını söylüyor. IMG_0765Makarnalar ‘aldente yani orta pişmiş olarak servis ediliyor, hazmının daha kolay olmasının nedeninin de bu olduğunu uzun zaman sonra öğrendim. Tazecik zeytinyağları ile hazırlanmış soslarla hazırlanan makarnalar şimdiye kadar yediklerinizi unutturabilir benden söylemesi. Belki ben bilen biriyle gezdiğimden belki de şansımdan ben Milano’da hiç kötü bir yemek yemedim. Milanoya özgü olan ‘Risotto Alla Milanese’ kabaca Türkçeye ‘Milanolu risotto’ diye çevirebileceğimiz bu lezzetin ana maddesi safran ve İtalyan mutfağının olmazsa olmazı parmesan peyniri. İtalyanların et konusundaki ustalığını etobur olarak nitelendirebileceğim kardeşim sayesinde keşfettim. Önce yumurta daha sonra ekmek kırıntılarına batırılarak kızartılan ‘Cotoletta’ schinitzeli andırsa da biraz daha farklı bir tat. Bana kalırsa daha da lezzetlisi. Yurtdışında olduğunuz için domuz eti olabilir kuşkusu ile et yemekten çekinenlerdenseniz cotoletta tam size göre çünkü ister tavuk ister dana isterseniz de domuz eti ile yaptırabilirsiniz.

Son olarak tatlılara değinmek istiyorum, tabi ki İtalya demek tiramisu demek ricotta peyniri ve çoğunlukla kedi dili kullanılarak yapılan bu tarif ağızda dağılan bir lezzete sahip, insanın içinden tabak tabak yemek geliyor, ama bir yerde durmak lazım diyerek bir taneye yetiniyorum. Bahsetmeden geçemeyeceğim bir diğer tatlı ise bir çok ülkede, şehirde rastlayabileceğiniz sokak krepçileri ama bana sorarsanız İtalya’dakiler en iyiler arasında. En çok nutellalısı tercih edilse de ben nutella sevmediğimden kahve kremalı veya beyaz çikolatalı olanını tercih ediyorum. Hele bir de mevsimiyse üzerine çilek koydunuz mu tam yeme de yanında yat oluyor bu sıcacık krepler.

Yazımın sonuna yaklaşırken İtalyan’ların en sevdiğim alışkanlıklarından birini size paylaşmak istiyorum. Genellikle IMG_0801akşam saat 7’de başlayan aperitivoları. Bir kadeh içkinizi alıyorsunuz sadece içkinin fiyatına birbirinden lezzetli İtalyan yemekleriyle donatılmış açık büfede sınırsız dolaşma hakkına sahip oluyorsunuz. Bu uygun fiyatlı, keyifli ve  lezzetli karın doyurma yöntemi İtalyan gençleri arasında çok popüler. Bence İtalya’ya tatile giden herkes mutlaka bir aperitivo yapmalı.

Neyse daha fazla iştahınızı kabartmamak adına yazıma burada son vermeye karar verdim. Yoksa ben de birazdan mutfağa girip kendime dev bir İtalyan menüsü hazırlayacağım. Son söz olarak lezzetli yemekler yemek, gerçek kahvenin tadına vararak sokaklarda kahvenizi yudumlamak ve keyifli bir tatil geçirmek istiyorsanız istikametiniz İtalya’nın herhangi bir şehri olmalı diyorum ve Milano anılarımı burada noktalıyorum.