YAZIN EN GÜZEL YANI: YUNAN ADALARI

Kuşadası’ndan ya da Seferihisar’dan yapacağınız bir-bir buçuk saatlik yolculuğun ardından kendinizi mavinin derinliğine, yeşilin huzuruna bırakabileceğiniz Yunanistan’ın Samos Adası’na ulaşabilirsiniz. Samos, daha çok matematik alanındaki çalışmaları ile tanıdığımız Pisagor’un da doğduğu ada. Eğer Samos’a günübirlik gitmeyi planlıyorsanız ‘Pythagoreion’ limanına giden feribotu tercih etmelisiniz. Pythagoreion, adanın başkenti olan ve feribotların yanaştığı bir diğer liman Vathi’ye göre daha canlı, daha keyifli, daha sıcak.
Pythagoreion’da kendinizi keyifli ada hayatının akışına bırakın. Elinize dondurmanızı alıp sahil yolunda yelkenlilerin direklerinin çıkarttığı tını eşliğinde keyifli bir yürüyüş yapın, şehre adını veren Pisagor’un heykelinin bulunduğu meydanı ziyaret edin, karşılıklı sıralanmış mağazalara göz atın küçük hediyelikler alın. Esnafla sohbet etmeyi de asla es geçmeyin. Çünkü benim şimdiye kadar gördüğüm adalar içerisinde en sıcak en samimi adalılar Samos’da. Karnınız acıkmaya başladığında ise limanın solundan en sonuna doğru yürüyerek denizin dibindeki Faros’da yemek yiyin. Burası uzun yıllar önce Türkiye’den göçen bir aile tarafından kurulmuş olsa da genç kuşak Türkçe bilmiyor ama son derece sıcak ve samimi bir şekilde sohbet edip Faros’un fener demek olduğunu da söylemeyi ihmal etmiyorlar. Uzun uzadıya yemek yemek istemezseniz de ‘Restaurant Pythagorio’nun nefis pizzalarından veya gyrosundan tadabilirsiniz, beğeneceğinize eminim.
Bana bir gün yetmez ben adanın tadını doyasıya çıkarmak istiyorum mu diyorsunuz? Ki bence demelisiniz çünkü Samos en büyük beş adadan biri. Konaklamak için hareketli şehir merkezine yakın ama sessiz bir yer istiyorsanız tercihinizi adanın en güzel güney plajlarına kolaylıkla ulaşabileceğiniz Ireon’dan yana kullanabilirsiniz. Ireon Pythagoreion’a araba ile 10 dakika uzaklıkta şirin bir köy. Kendi meydanı, güzel plajları ve şirin tavernaları var. (Ireon’da kalırsanız adanın en güzel plajlarından Psilli Ammos’da keyif yapmayı da ihmal etmemelisiniz)
Yok ben tamamen inzivaya çekilmek istiyorum derseniz de adanın kuzeyinde yer alan, Kokkari merkeze 2-3 kilometre uzaklıktaki Avlakia Bölgesi’nde de kalabilirsiniz. Burası dalga ve kuş seslerinin olduğu muhteşem bir koy. Koyda sadece bir otel, bir restoran, bir kilise ve birkaç ev var. Avlakia’dan adanın kuzeyindeki güzel plajlara kısa bir araba yolculuğu ile ulaşabilirsiniz. (Lemonakia, Tsamadou). İsterseniz de otelin sahilinde bütün gün denizin ve güneşin tadını çıkarabilirsiniz. Akşam yemeği için ise sahilden yapacağınız birkaç adımlık bir yürüyüşün ardından tam bir aile işletmesi olan koyun tek restoranına gidebilirsiniz. Burada menü yok. O gün ellerinde taze ne varsa onlarla pişirdikleri yemekleri servis ediyorlar ve bitti mi bitiyor, devamı yok. Yemekler klasik Yunan Mutfağı olduğu için uzun uzadıya anlatmaya gerek yok ancak burada yemelere doyamadığım öyle bir lezzet var ki… O gün şansımıza olan üzerine mis kokulu kekik balı gezdirilmiş ve çıtır çıtır susamla süslenmiş, ızgarada pişirilmiş tuzsuz peynir. Bu peynir öyle bir peynir ki insanın yedikçe yiyesi geliyor. Yazarken bile tadından içim geçiyor. Size tavsiyem Samos’da ya da başka bir Yunan Ada’sında ballı ızgara peynire menüde rastlarsanız mutlaka tadın, asla pişman olmayacaksınız…
Deniz ve güneşle pek arası olmayanlar için de muhteşem bir ada Samos. Bir araba kiralayın ve kendinizi dağ köylerine doğru yollara vurun. Monolates’e gidip köy kahvesinde kahvenizi için ya da merdivenlerden köyün tepesine çıkıp Lukas’da bir kadeh Samos şarabı için. Bir başka dağ köyü olan Platanos’da Yunan Mutfağı ile İtalyan Mutfağı’nı şahane bir şekilde harmanlamış Orizontas’a oturun, Yunan Salatası ve patlıcan ezme ile başlangıç yapıp deniz ürünlü enfes bir risotto ile de kendinizi şımartın. Orizontas’ın bir diğer özelliği ise sanki bir yarımadanın ortasında oturuyormuşçasına, adanın hem sağ hem de soldaki koylarını görebiliyor olmanız. Ayrıca adalıların da dediği gibi Samos’un en güzel gün batımını izlemek istiyorsanız adresiniz Platanos Köyü olmalı. Şayet yolunuz Koumaradei Köyü’ne düşerse de ‘Balkoni’de muhteşem bir ova ve ardından görünen Marathokampos Koyu’na karşı ev yapımı şekersiz buz gibi bir limonata için. Samos’un dağ köylerine güneşi zor gördüğünüz ormanlar, ırmaklar arasından gidiyor olmak eminim sizi de benim kadar şaşırtacak. Bir yanda üzüm bağları bir yanda selviler ve çamlar sizi ağırlıyor.
Samos gastronomi açısından tam bir cennet desem yeridir. Öyle zengin bir toprak yapısı var ki adada tezgahlarda gördüğünüz her türlü sebze ve meyve yetişiyor. Köy ve dağ yollarında yerel üreticilerin kendi yaptığı bal, şarap ve peynirleri sattıkları dükkanlara rastlarsanız mutlaka uğramalı hem tadım hem de alışveriş yapmalısınız. Damakta bıraktığı muhteşem aroma ile adaların kekik balı kesinlike benim favorim.
Şehrin kalabalığından ve gürültüsünden kopmak, hayata kısa bir mola vermek isteyenler için, yaz aylarında Yunan Adalar’ı en keyifli rotaların başında geliyor, özellikle de Türkiye’ye yakın olanlar. Sizin de yolunuz Kuşadası’na ya da Seferihisar’a düşerse Samos’u görmeden dönmeyin derim. Vizeniz olmasa bile kapıda vize uygulaması ile kolaylıkla işlemlerinizi halledebilir çokça keyifli, bolca huzurlu bir tatil yapabilirsiniz.