TOPLANIN EGE’YE TAŞINIYORUZ – ALAÇATI

Bu yıl beşincisi düzenlenen Alaçatı Ot Festivali’ne katılmak üzere Cuma öğleden sonra işten çıkarak keyifli bir ekiple beraber İzmir’e doğru yola çıktık. İzmir’e indikten sonra hiç oyalanmadan direk Alaçatı’ya geçtik. Ege’yi ege insanını her zaman çok sevmişimdir, o yüzden tatilin mükemmel geçeceğinden emindim. Zaten İstanbul’dan iki günlüğüne de olsa uzaklaşmak insanın havasını hemen değiştiriyor, malum tebdil-i mekanda ferahlık var. Hani herkesin söylediği bir klişe vardır ya emekli olunca küçük bir ege kasabasına yerleşeceğim, işte ben de onlardanım. Tası tarağı toplayıp otu etle, balığı limonla bozmayan, en güzel böreğin lodosta değil poyrazda açıldığını söyleyen güzel insanların güzel memleketi egeye yerleşeceğim bir gün. Orada huzur var, mutluluk var..image

imageAlaçatı’ya girdiğiniz andan itibaren festival havasına bürünüyorsunuz, caddeler, sokaklar, festival alanı her yer birbirinden lezzetli ege otlarının tanıtıldığı, sunulduğu tezgahlarla dolu. Bunun haricinde bu otlarla yapılan tazecik otlu böreklerin, zeytinyağlı yemeklerin satıldığı stantlara da her sokakta rastlamak mümkün. Kısacası adım başı yemek vardı Alaçatı sokaklarında. Hele bir de kafanıza papatyalardan tacınızı taktınız mı tamamdır, festival moduna girdiniz demektir. Eğer siz de benim gibi sebze ağırlıklı beslenmeyi sevenlerdenseniz Ot Festivali sizin için de bulunmaz bir yer. Hem otlar hakkında bilmediklerinizi öğrenebilir, hem de bu otlarla neler pişirebileceğiniz konusunda pazarcı teyzelerden yöresel tarifler alabilirsiniz.

Ege’de yediğiniz yemekleri Türkiye’nin başka bir yerinde ana yemek olarak yemeniz bana kalırsa pek mümkün değil. Et ağırlıklı beslenen bir millet olduğumuz için çoğu ailede tazecik zeytinyağları ile yapılmış sebzeler ana yemek olarak görülmüyor ne yazık ki. Halbuki Ege mutfağında sebze sofraların baş tacı. Akşama ne yemek var diye sorduğunuzda ot kavurup yiyeceğiz cevabının yadırganmayacağı tek yer Ege olsa gerek.image
Festivalde daha önce tatmadığım bir çok yeni tadı tatma fırsatım oldu, mesela çağladan yapılan zeytinyağlı yemek son derece lezzetliydi, ya da ilerleyen zamanlarda deneyip tarifini sizlerle de paylaşacağım kırmızı pancarlı, elmalı kısır klasik kısır tariflerinizi geride bıraktıracak gibi gözüküyor. Bunun haricinde meyer limonu ya da Alaçatı limonu kullanılarak yapılan limon turşusu daha sonra salatalarınızda, kahvaltıda zeytin servis ederken ya da zeytinyağlı yemeklerinizde kullanabileceğiniz değişik bir tat.

Bir başka değişik lezzete değinecek olursam, pideye Ege havası katılarak yapılmış olan asma yaprağı pidesi de kesinlikle denemeye değer. Görüldüğü üzere malzeme hem taze hem de çok çeşitli olunca tarif yaratmak da sanıldığı kadar zor olmuyor. Her şey sizin damak zevkinize ve yaratıcılığınıza kalıyor.fotoğraf

imageElbette sadece yeni tarifler öğrenmekle kalmadım, otları daha yakından tanıma fırsatı da buldum. Bu esnada bir çok yeni bilgi de edindim. Bunlar içerisinde duyduğumda en çok şaşırdığım bilgilerden biri rezene ve arapsaçının aslında pek farklı olmadıkları, arapsaçı doğada kendiliğinden yetişen bir otken, onun tohumundan elde edilen haline rezene denildiği bilgisiydi.
Bu kadar festival havası yeter diyerek İzmir’in diğer lezzetlerine de değinmek istiyorum. Benim için en baş lezzet tabi ki meşhur İzmir kumrusu, buraya kadar gelip de kumru yemeden dönmek olmaz diyerek, otlara kısa bir ara vererek soluğu kumrucuda aldım ve her zaman ki gibi tadı damağımda kaldı. Bir diğer Ege klasiği de benim için kesinlikle midye dolma bir oturuşta rahatlıkla yirmi otuz tane yiyebilirim. Tatil ruhundan mıdır Ege’nin havasından mıdır bilinmez oradaki tatları henüz İstanbul’da yakalayamadım malesef.
Alaçatı’nın en popüler lezzetlerinden biri de kuşkusuz sakızla yapılmış olan her şey. Damla sakızına doymadan dönmek mümkün değil. Türk kahvesinden tatlısına, dondurmasından kurabiyesine, reçelinden muhallebine akla gelen gelmeyen her şeyin damla sakızlısını bulmak mümkün. her biri birbirinden lezzetli bu tatların hepsinden yememe rağmen sakız komasına girmeden dönebildiğim için çok şanslıyım:)fotoğraf 4

Ne yazık ki her dakikası ayrı bir güzellikle dolu olan bu minik hafta sonu kaçamağının da sonu geldi. Havası güzel, denizi güzel, mehtabı güzel, yemekleri güzel, insanı güzel kısacası her şeyi güzel Ege’nin. Bunca güzellik arasında insanın kalbinin egede kalmaması pek mümkün değil galiba. Her seferinde olduğu gibi yine kalbimi egede bırakıp İstanbul’a dönüyorum. Malum yarın pazartesi işimin başında olmam lazım.