TADI DAMAĞINIZDA KALACAK BİR ŞEHİR: LVİV

Yükselen döviz kurlarına inat, bütçenizi sarsmadan, Grivna’ları gönlünüzce harcayarak, her anı keyif ve lezzet dolu bir tatil yapmaya ne dersiniz? Üstelik vize alma derdiniz olmadan. Cevabınız evet ise rotanızı insanı bir anda sarmalayan meydanları, bolca yürüyüş yapabileceğiniz parkları, tarihi sokakları, tadına doyamayacağınız yemekler yiyebileceğiniz restoranları ve eğlenceli gece hayatı ile sizi bekleyen, Ukrayna’nın çikolatası ile meşhur kenti Lviv’e çevirebilirsiniz.

Havalimanına indiğiniz anda nasıl bir çikolata cennetine düştüğünüzü anlıyorsunuz. Pasaport kontrolünden geçtikten sonra enfes çikolata dükkanları size göz kırpıyor. Elinize tadımlık birkaç çikolata alıp şehir merkezine doğru yola koyulabilirsiniz. Lviv oldukça ucuz bir şehir o yüzden şehir merkezine gitmek için otobüs beklemek istemezseniz taksi ya da uber kullanabilirsiniz. Ancak taksiye binmeden önce mutlaka pazarlık yapmalısınız aksi takdirde biraz fazla ödemek durumunda kalabilirsiniz.
Siz de benim gibi bir çikolata aşığıysanız otelinize yerleştikten sonra ilk durağınız kesinlikle Lviv’in en meşhur çikolatacılarından olan ‘Lviv Handmade Chocolate’ olmalı. Burası, insanı baştan çıkartmak için yaratılmış sanki. Girişte kaşıkla içebileceğiniz ya da direk kafanıza dikebileceğiniz, aslında içten içe kafanızı içine gömmek istediğiniz üzeri fındık veya bademle süslü bardakta sunulan erimiş çikolata, üst katta ise hepsinden kilolarca alıp hunharca yemek isteyeceğiniz bademliden kajuluya, likörlüden reçelliye, kahveliden tarçınlıya çeşit çeşit çikolatalar.
Lviv Handmade Chocolate’ın uygun fiyatlarının ve karşı konulmaz lezzetinin büyüsünden kurtulup şehrin tarihi geçmişine dokunmak için turunuza başlayabilirsiniz. Svobody Caddesi’nden yürüyerek Tarihi Opera Binası’na ulaşabilir, bütçenizde çok küçük bir yer tutacak ama muhteşemliği ile sizi saracak gösterilerden birine bilet alabilirsiniz. Ardından kendinizi Ermeni nüfusun yoğunlukta olduğu, renkli binaları ile dikkat çeken Virmenski Caddesi’nin kalabalığına bırakabilir, UNESCO Dünya Mirasları Listesi’nde yer alan Rynok Meydanı’nda şehrin kalbine dokunabilirsiniz. Ortasında kısa ağaçlarla süslü bir yürüyüş yolunun olduğu Shevchenka Caddesi’nde kısa bir yürüyüş yapabilir, ihtişamlı Potochi Sarayı’nda geçmişin izlerine tanıklık edebilirsiniz.
Şayet merakınız varsa, Lviv’de birçok müze ve kilise de gezebilirsiniz. Zira küçücük Lviv’de tahmin ettiğinizden çok daha fazla müze ve görkemli kilise ile karşılaşacaksınız. Zamanınız olursa Rynok Meydanı’ndan kalkan trene binerek, Türkçe anlatım eşliğinde yaklaşık 50 dakika süren bir tur yaparak binaların ve şehrin tarihi hakkında daha detaylı bilgiler de edinebilirsiniz. Son olarak kulağa biraz garip gelse de Lviv’deki Lychakiv Mezarlığı’nı da görülecek yerler listenize eklemek de fayda var. Çünkü burası açık hava heykel müzesi gibi. Oraya kadar gitmişken, ormanın içine konumlandırılmış tüm Avrupa şehirlerinden farklı bir kurulma sahip Folkor Müzesi’nde gezebilirsiniz.
Şimdi sıra Lviv’de tadabileceğiniz muhteşem lezzetlere geldi. Eğer otelinizde kahvaltı yoksa adresiniz Lviv Croissants olmalı. Çıtır çıtır, tazecik dev gibi bir kruvasan ve sıcacık bir kahve ile güne Fransız tarzında bir başlangıç yapabilirsiniz. Normalde yerel lezzetleri tatmayı tercih etsem de Lviv Croissants’da kruvasanlar o kadar lezzetliydi ki önermeden geçemeyeceğim. Güne kahvesiz başlayamayanlardansanız da benim önerim ‘Manufactura’da taze çekilmiş robusta çekirdeklerle hazırlanan bir Vietnam kahvesi içmenizden yana olacak.
Yemek içinse ilk önerim Ermeni nüfusun çoğunlukta olduğu Virmenski Caddesi’nde yer alan Bruderschaft. Benim tavsiyem, avcı usulü pişirilmiş, ağızda dağılan, yanında sebzelerle hafif sulu bir yemek gibi servis edilen geyik rosto ya da geyik eti ile hazırlanmış, üzeri karamelize soğan ve dereotu ile süslenmiş Ermeni Mantısı’ndan yana olacaktır. Bu mantı öyle bir mantı ki iç harcının bolluğu, hamurunun lezzeti ile fark yaratıyor. Bu muhteşem yemeklerin en iyi eşlikçisi emin olun ki bir kadeh kırmızı Ukrayna şarabı olacaktır.
Bir akşamüzeri keyfi yapmak isterseniz de önerim, sadece altı kişilik oturma yeri ile bence Lviv’in en butik yerlerinden olan ‘L’affinage. Girişinde ‘Peynir Aşıkları İçin’ yazılı bir tabela ile sizi karşılayan L’affinage’da koyun, keçi, inek sütlerinden yapılmış birbirinden leziz Ukrayna peynirlerini tadarken bu lezzetleri ünlü Fransız peynirleri ile dahi kıyaslayabilir ve hatta Fransız peynirlerine dudak bükebilirsiniz. Beğendiğiniz peynirleri sardırıp, kapının önündeki asırlık ağacın altında yiyebileceğiniz gibi, kendinize bir peynir tabağı hazırlatarak, fonda Fransızca şarkılar, masanızda bir kadeh Ukrayna şarabı eşliğinde içeride oturarak da keyif yapabilirsiniz.
Ukrayna’nın meşhur çikolatacılarından biri de Roshen. Ancak ben Lviv Handmade Chocolate’ı kesinlikle tek geçerim. Bence Roshen’in çikolataları biraz daha ticari içerik kazanmış. Ancak siz yine de tatmak isterseniz kendi dükkanlarından birine gidebileceğiniz gibi marketlerden de alabilirsiniz. Bu arada ufak bir bilgi: Ukrayna Dünya’nın en iyi çikolata üreticileri arasında ilk sıralarda yer alıyor.
Tatil esnasında yemeği ve çikolatayı abarttınız diye dertlenmeyin çünkü Lviv yürümek için yaratılmış bir şehir. Şehri keşfederken yediklerinizin çoğunun eriyeceğinden emin olabilirsiniz.
Bol çikolatalı, bol yemekli, çokça ucuz bir tatilin ardından eve döndüğünüzde sağlıklı yaşama geçiş planlarınız varsa mutlaka bir markete de uğramalısınız. En doğalından ve en lezzetlisinden greçka (karabuğday), prilofka gibi yerel bakliyatların yanı sıra, maş fasulyesi, barbunya, nohut gibi klasik bakliyatlardan da birkaç paket alıp bavulunuza atmadan dönmeyin derim.