SİMİTE GEVREK ÇEKİRDEĞE ÇİĞDEM – İZMİR

Çocukluğumdan beri hep sevmişimdir İzmir’i, kim bilir belki bir deniz kenti olduğundan, belki de şahane bir mutfak kültürüne sahip olduğundan. Çocukluğumda Bodrum’a arabayla gittiğimiz yıllarda her seferinde İzmir’de bir mola verirdik. Babam yorgunluğunu atar, biz de yemeğimizi yer, birbirinden lezzetli yemeklerle dolu Ege mutfağına doyardık. Kardeşim doğana kadar yemekle hiç arası olmayan, yemek yemediği için annesi arkasından ağlayan bir çocukken, kardeşimin doğumuyla birlikte, bu lezzet diyarına sıkı bir giriş yaptım. O zaman bu zamandır da yemek hayatımın vazgeçilmezlerinin başında yer alıyor. Belki boğa burcu olmamın etkisi, belki de kardeşimin iştahlı bir bebek oluşunu kıskanmam, beni bir yemek aşığına dönüştürdü. Nedeni ne olursa olsun, ben sonucundan kesinlikle çok memnunum. Benim için yemek yemek demek, yaşamdan zevk almak demek çünkü ben yaşamak için yemek yiyenlerden değil, yemek için yaşayanlardanım. Konu yemek olunca kendimi kaybedebiliyorum, daha fazla uzatmadan İzmir mutfağıyla olan dostluğuma geri dönmek istiyorum. Kendine özgü bir havası bir özgüveni var İzmir mutfağının, tıpkı İzmir’in insanı gibi. Kim bilir belki Atatürk’ün şehri olmasından belki de efelerin şanından geliyordur bu özgüven. Simite ‘gevrek’, çekirdeğe ‘çiğdem’ derler. Sohbetin en keyiflisi yapar, yemeğin en lezzetlisini yerler. Belki de tüm bunlardır bir anda İzmir mutfağının büyüsüne kapılmama neden olan…
IMG00516-20110403-1513 Sebze ağırlıklı beslenmeyi seven bir insan olarak söyleyebilirim ki İzmir mutfağı tam bana göre. Her mevsimin kendine göre bir sebzesi bir otu var. Eğer İzmir’de yaşıyorsanız asla sebzesiz kalmıyorsunuz. Arapsaçından kuzu kulağına, ebegümecinden ısırgan otuna, şevket-i bostanından radikasına sayısız ot var Ege mutfağında. Bu birbirinden lezzetli otlar çoğunlukla Girit mutfağı ile anılsa da İzmir mutfağının da vazgeçilmezleri arasında yerini çoktan almış bile. Salatasından zeytinyağlısına, dolmasından etli yemeğine bir çok şekilde değerlendirilebiliyor bu otlar. Kendi adıma söylemeliyim ki her birini üç öğün boyunca hiç bıkmadan tüketebilirim. Ege otları ile bu kadar haşır neşir olmam Alaçatı’da bulunduğum süreçte tesadüf eseri yılda bir kez gerçekleşen ‘Ot Festivali’ne denk gelmem. Birbirinden lezzetli otların kokusunun yayıldığı sokakta tezgâhların arasında dolaşırken insan kendini kaybediyor, her tezgâhtan binlerce ot almak istiyor.
Elbette sadece halis zeytinyağıyla pişirilen otlardan ibaret değil İzmir mutfağı. İzmir’e gidip yemeden dönmemeniz gerekenler listesi yapacak olursak kuşkusuz meşhur İzmir kumrusu ilk sıralarda yer alacak. Özel ekmeğinin içine çeşitli şarküteri ürünleri ve peynir konularak yapılan, bu lezzetli sandviçin tadı kesinlikle damağınızda kalacak. Nedenini hala çözemesem de söyleyebilirim ki İzmir’de yediğim kumrunun lezzetini henüz başka bir yerde tatmış değilim. Listenin diğer basamaklarına bakacak olursak üst sıralara boyuzu koymak yanlış olmaz diye düşünüyorum. İzmir yöresine özgü bu hamur işi, biraz yağlı olmasına rağmen oldukça lezzetli. Yanına bir bardak demli çayla, denize karşı yiyeceğiniz boyoz veya gevrekle güne keyifli bir kahvaltı ile başlayabilirsiniz.
Tatlıları da ayrı bir güzeldir Ege’nin incisi İzmir’in. Sakız ağaçlarının bolluğu tatlılarda kendisini göstermiş. Damla sakızıyla kurabiyeden, muhallebiye kadar bir çok tatlı yapmak mümkün. Hatta siz de damla sakızı tutkunlarındaysanız, bu tatlıların yanında bir de bol köpüklü damla sakızlı kahve içebilirsiniz. Bir diğer tatlıdan bahsedecek olursak yine favorilerim arasında yer alan üzerine böğürtlen reçeli dökülerek servis edilen lor tatlısını genellikle kahvaltıda servis etseler de günün her saatinde yiyebilirim. Listenin en gözde tatlısını sona bıraktım ki finali en şahane bir şekilde yapabileyim. Bu tatlı tabi ki çıtır çıtır kızarmış hamur topları üzerine sıcacık şerbet dökülerek servis edilen nefis lokma tatlısı. Yedikten sonra anlıyor insan boşuna meşhur İzmir lokması denmediğini, bir kere yedi mi insan kendini sonu alamıyor desem abartmış olmam sanırım.
İşte bu mükemmel tatlı veda ediyorum İzmir mutfağına. Sağlıklı ve hafif yemeklerle başladığımız keşfimize kalorili bir bitiriş yapmak yakışırdı. Hep sağlıklı hep hafif geçmez ya bu hayat. Sonu şişmanlığa doğru gitse de hayat yemek yedikçe, yemekleri dost sohbetleriyle tatlandırdıkça güzel 🙂