ŞİMDİ GEZMEK ZAMANI – ÜSKÜP

 

image

Can Yücel’in
Iskalamak istemiyorsan hayatı,
Haydi şimdi kalk bakalım
Silkin şöyle bir,
At üzerinden hayatın yorgunluğunu,
Vakit zannettiğinden daha az
Haydi bakalım şimdi YAŞAMAK ZAMANI
dizeleri Balkan gezisine karar verme sürecimin güzel bir özeti gibi sanki. Yoğun ve yorucu geçen bir kışın ardından tatil zamanı gelip çattı ama üzerimdeki yorgunluk tatil programı yapma heyecanını bile almıştı. Fakat ne demiş Cemal Süreya “Hayat kısa, kuşlar uçuyor”, o yüzden yaşadığımız her anı dolu dolu geçirmemiz gerektiğine inandığımdan ben de kuş misali gezmek için hızlı bir şekilde tatil programı yapmaya karar verdim. Bu sefer klasik bir gezi olmayacaktı. Uzun zamandır gitmeyi hayal ettiğim ancak bir türlü denk getirmediğim Balkanlar olacaktı, bu seferki tatil rotam. Ancak Balkanların her köşesi ayrı bir tarih ayrı bir güzellikle dolu bir başımıza gezmek olmaz diyerek Duygu ile beraber bir tura yazılmaya karar verdik ve yerlerimizi ayrıttık. Turumuz otobüsle olduğu için biraz düşündürücü olsa da yola çıktığımız andan itibaren ne kadar doğru bir karar verdiğimizin farkına vardık. Birbirini hiç tanımamasına rağmen son derece uyumlu bir grup, güleryüzlü kaptanlarımız, en önemlisi bilgisiyle ve anlattıklarıyla kendine hayran bırakan rehberimiz Süleymanla beraber yola koyulduk (Hatta kendisi o kadar bilgiliydi tarih okuyan bendenizden çok daha fazla bilgili olduğunu söyleyebilirim). Yolda geçen uzun bir gecenin ardından Kavala’ya vardık. Oraya özel tatlı böreklerimizi yedikten sonra Kavala sokaklarında mini bir tur atıp Selanik’e Atatürk’ün doğduğu şehre doğru yola koyulduk. Kısa ama öğretisi bol olan Yunanistan turumuzu bir sonraki yazıya bırakıp Balkan notlarıma Makedonya ile başlamak istiyorum.

IMG_6966_2

Makedonya 1991 yılında Yugoslavya’nın dağılmasından sonra bağımsızlığını ilan eden ülkelerden biri. Makedonlar, Türkler ve Arnavutlar’ın bir arada yaşadığı bu ülkede Müslüman ve Hristiyan köyleri ayrı ayrı. Ekonomisi tarıma dayalı olan Makedonya’da müslüman halk geçimini genellikle esnaflıktan sağlıyor. Kazanılan paralar çok yüksek değil ancak halk Yugoslovya dağılmadan önce oturdukları evlerde oturmaya devam ediyor. Bu nedenle kira, elektrik su gibi giderleri yok. Makedonya’daki ilk durağımız ortasından şarkılara şiirlere konu olan Vardar Nehri’nin geçtiği, aynı zamanda başkent olan Üsküp.

IMG_0007

Şehrin adı Osmanlı zamanında Yüzküp’müş bunun nedeni ise rivayete göre Osmanlı şehri terkederken evlerin altına küp küp altınlar gömmüş. Bu isim zamanla değişmiş ve şehir bugün ki adını almış. Vardar Nehri’nin üzerinde yer alan eski adıyla Fatih Sultan Mehmet yeni adıyla Karpoş Köprüsü aynı zamanda şehri ikiye arıyor. Eski şehir tarafında müslümanlar yeni şehir tarafında ise Hristiyanlar yaşıyor. 2001 yılındaki savaşta yıkılan bu köprü yenisine sadık kalınmayarak bambaşka bir mimariyle yenilendikten sonra Osmanlı’ya karşı sürekli ayaklanma başlatan Karpoş’un adı verilmiş. Biz turumuza Müslümanların yaşadığı eski çarşı kısmından başladık. Çarşının simgesi yerdeki eski taşları, yeni şehir tarafında göremiyorsunuz. Bu taşlar bitti mi çarşı da bitmiş demekmiş. Eski çarşı da gezerken insanların Türkçe konuşması, bizleri sıcak bir gülümseme ve içtenlikle karşılaması beni çok etkiledi. Çünkü biz ayrı topraklarda yaşıyan aynı milletin insanlarıyız. Konuştuğumuz dilin farklı olması, farklı ülkelerde yaşıyor olmamız bu gerçeği değiştirmez. Oralardaki samimiyeti ve sıcaklığı kendi ülkemizde göremez olduk artık. Belki de bu sebeptendir ki bu tatil beni bu kadar çok etkiledi. Herkes tatiler hiç bitmesin ister ama bu seferki benim için çok başkaydı. Sanki geçmişte yolculuk yaptım, zaman geriye aktı ve kendimi bir anda Osmanlı döneminde buldum.

IMG_0003

Üsküp’ün her bir köşesi Osmanlı Dönem’inde kalma tarihi eserlerle dolu. Yaşanan onca savaşa, onca tahribata rağmen olabildiğince ayakta durmaya çalışan eserler bunlar. Bir tarafta üzerinde dört farklı saat bulunan bir saat kulesi, diğer bir tarafta içinde sadece kadınların çalıştığı ve sadece kadınların girebildiği bir bedesten, ya da Türkçe hutbe okutulan Murat Paşa cami, şırıl şırıl suların aktığı çeşmeler ve her biri ayrı bir hüzünlü bakan daha nice konaklar, evler… Müslümanlarla Hristiyanların iç içe yaşadığı bu şehirde iki tarafın birbirine olan baş kaldırısını inşa edilmiş devasa eserlerle yaşıyorsunuz. Sokakları tarih kokan Müslümanlara ait eski şehirden çıkıp yeni şehir tarafına geçince Müslümanlara bir baş kaldırı olarak yapılmış devasa heykeller ve dağın yamacına konuşlandırılmış 70 metrelik kocaman bir haç karşılıyor sizi. Biraz daha taraflı olduğumdan mıdır bilemiyorum ama ben eski şehirdeki sıcaklığı yeni şehir tarafında asla yakalayamadım.

IMG_6963

Aklımda Üsküp doğumlu şairimiz Yahya Kemal’in
Vaktiyle öz vatanda bizimken, bugün niçin Üsküp bizim değil?
Bunu duydum için için.
Kalbimde bir hayali kalıp kaybolan şehir!
Ayrılmanın bıraktığı hicran derindedir!
Çok sürse ayrılık, aradan geçse çok sene,
Biz sende olmasak bile sen bizdesin gene.
dizeleriyle veda ediyorum bu güzel şehre ama şuna eminim ki benim ayrılığım çok uzun sürmeyecek en kısa zamanda akıllarda hep üzerinden gelen soğuk hava ile kalan bu güzel şehri, tarih kokan sokakları, sıcak insanlarını ve güzel yemeklerini, tekrar ziyarete geleceğim.IMG_6967_2