AMAN DİKKAT MİDE FESADI GEÇİREBİLİRSİNİZ! – GAZİANTEP

Son zamanlarda yemeğe olan ilgi giderek artmaya başladı, insanlar gurme seyahatlerine çıkmaya, buldukları her boş vakitlerini yeni bir restoran yeni bir yemek keşfetmeye ayırmaya başladı. Artık her sokakta bir kahveci, bir tatlıcı, kendini alanında uzman gören bir restoran bulmak mümkün. Hata çoğu zaman yemek tutkunu diye adlandırabileceğimiz bu kişiler yaşadıkları şehirlerle sınırlı kalmıyor, bir lezzet diyarı olan ülkemizin farklı şehirlerine turlar düzenliyor. Gurme seyahatlerinin en sık yapıldığı şehirler arasında bayrağı en önde taşıyan şehrimiz kuşkusuz Antep olmalı. Gerek kebapları gerek baklavası ile eşsiz bir yemek şöleni yaşamak isteyenlerin ilk durağı…Şehitkamil-20120411-00106

Hayatımın en vazgeçilmez unsuru yemek olduğundan ben de iki yıl önce Antep’e yemek yemeye gidenler kervanına katıldım. İnsanın en yakın arkadaşlarından biri Antepli olunca bu gezi benim için artık kaçınılmaz olmuştu. Ama kesinlikle söylemeliyim ki eğer Antep yolcusu iseniz öncelikle sağlam bir mideniz olmalı ve gitmeden önce mutlaka bir süre diyet yapmalısınız. Çünkü Antep’e gidip de kilo almamak mümkün değil. Gece, kahvaltıda ne yiyeceğinizi düşünerek uyuyor, kahvaltıda öğlen yemeğini, öğlen yemeğinde ise akşam yemeğini planlıyorsunuz. Kısaca yemekle yatıp yemekle kalkıyorsunuz ama şahsi fikrimi sorarsanız yemekle yaşamak kesinlikle mükemmel bir his. Dönüş yolunda kendinizle baş başa kaldığınızda asla ne kadar çok yedim diye bir pişmanlık duymuyorsunuz.

Diğer yemek gezilerine katılanlarla kıyasladığımda kendimi biraz daha şanslı görüyorum. Nedeni ise; Antepli bir aileye misafir olmak, onlarla aynı sofraya oturmak, turistik yerlerden ziyade senelerdir hizmet veren yerel halkın yemek yediği yerlere gitmek Antep’i bir Antepli gibi gezme şansına sahip olmuş olmam. Bu kısa gezim süresince sadece yemek yemekle kalmadım mutfak sözlüğü dağarcığıma yeni bilgiler ekledim. Belki birçoğunuzun bildiği şeylerdi ama hepsi benim için yeni bilgilerdi. ‘Simit kebabı’ ismini ilk duyduğumda aklıma ilk gelen ya da hayalim de canlandırdığım resim; kebabı simit şeklinde yuvarlayıp servis ettikleriydi. Yemek karşıma geldiğinde suratımda şapşal bir gülümseme oldu, ama hayalimde canlandırdığımı arkadaşımla paylaşamadım tabi ki! Meğerse simit bizim ince bulgur ya da kısırlık bulgur olarak bildiğimiz bakliyatmış. Bunun yanı sıra yabani semizotuna pirpirim dendiğini, Antep katmerinin fıstıklı, Kilis katmerinin tarçınlı ve kaymaklı olduğunu, baklavayı ters çevirip önce şerbetini ağıza dağıtarak yemek gerektiğini ilk kez bu seyahatimde öğrendim.

Elbette sadece yemekten ibaret değildi Antep gezim. fotograf 4Bakırcılar çarşısında antika bakırcıları gezerken, sayıları oldukça azalan bakır ustası amcaların bakır dövmelerini izlerken, Zeugma mozaik müzesinde birbirinden güzel mozaiklere bakarken ya da Türkiye’nin ilk mutfak müzesini gezerken kendimi tarihin sayfalarında geziniyormuş gibi hissettim desem yeridir. Büyülü bir havası var sanki Antep’in yemyeşil ağaçların altında, her köşede gizlenmiş muhteşem tarihi ile insanı kucaklıyor. Tarihi bakırcılar çarşısından baharatçılar çarşısına doğru ilerlerken baharat kokusunun büyüsüne kapılmamanız mümkün değil. Tavanda asılı olan haylan kabakları, kuru patlıcanlar ve kuru biberler arasından dükkanlara giriyor ve yine lezzet dolu bir dünya ile karşılaşıyorsunuz. Burada sumak ekşisinden, nar ekşisine, isottan toz fıstığa birçok lezzet en doğal haliyle sizi bekliyor. Her dükkana girip çıkarak saatlerimi geçirebileceğime eminim.fotograf 5

Büyük bir kısmı yemek yemek üzerine kurulu beş günlük Antep gezimin sonuna geldiğimde içimi bir hüzün kapladı, kısa sürede çok alışmıştım bu şehre. Yemekleri ve tarihi dokusuyla beni etkisi altına almıştı sanki. Ancak kuyrukta uçağa binmeyi beklerken bu hüzün yerini tatlı bir tebessüme bıraktı. Nedeni ise abartısız sıra da bekleyen her iki kişiden birinin elinde bir kutu kutu baklava olmasıydı. Eminim ki bavulu nar ekşisi, kuru patlıcan ve ya isot dolu olan tek kişi de ben değildim. Mükemmel ev sahibi olan arkadaşım ve ailesi de beni eli boş göndermemişti, ben de herkes gibi elimde bir tepsi baklava ile İstanbul’a dönüş yapmıştım. İstanbul’a indiğimiz de gelen gruba bakıp Antep’ten geldiklerini anlamak çok da zor olmasa gerek. Bana bu unutulmaz seyahati yaşatan arkadaşım Tuğçe’ye sonsuz teşekkürler. İlk fırsatta tekrar görüşmek üzere Antep…
Nisan 2012