ALTI BİN YILLIK BİR TARİH – OHRİD

Bir göl düşünün bir ucu Makedonya’da bir ucu Arnavutluk’da, bir göl düşünün 200 metre derine kadar görebileceğiniz, alabildiğine berrak bir su. İşte o göl halk arasında göz yaşı gölü de denilen Ohrid Gölü. Bir şehir düşünün bu doğa harikası gölün çevresine kurulmuş, tarihi altı bin yıl öncesine dayanan, UNESCO tarafından koruma altına alınmış, ‘Elveda Rumeli’ dizisinde Manastır’da çekilen bölümlere ev sahipliği yapmış, ‘Game of Thrones’a kucak açmış, Sezen Aksu’dan Julio Iglesieas’a kadar bir çok sanatçının konser verdiği, Balkanlar’ın Kudüs’ü olarak da anılan. İşte bu şehir incisyle meşhur Ohrid. Aynı zamanda tatil boyunca beni hem en çok etkileyen hem de en çok şey öğrendiğim şehirlerden de biri.

IMG_7004

Üsküp’te olduğu gibi Ohrid’nin taş döşeli sokakları da Osmanlı’dan izler taşıyor, ne de olsa vakti zamanında Osmanlı hakimiyetinde olan şehirlerden biriymiş burası. Ancak ne yazık ki Osmanlı Dönemi’nden kalma eserleri gün yüzüne çıkarmak adına hiçbir çalışma yapılmazken Roma Dönem’inde kalma eserleri ortaya çıkarmak için bir çok kazı yapılıyor. Ama işin politik kısmına girmeye gerek yok, amacım bu güzel ve etkileyici şehri yazmak.

 

IMG_7002Bana göre şehrin en dikkat çekici özelliklerinden biri de küçük bir şehir olmasına rağmen 365 tane kilisesi olması başka bir deyişle her güne bir kilise düşüyor olması. Bir şehirde 365 tane kilise olabilmesi için öncelikle bir Ayasofya Kilise’si olması gerekiyor. Ayasofya kiliselerinin inşa edilmesindeki amaç ise dünya haritası üzerinde bakıldığında bu kiliselerin bir haç şekli oluşturması. Hatta bu kiliselerden bir tanesinde şuanda müze olarak kullanılan İstanbul’daki Ayasofya Müze’si.

IMG_7003

Ohrid’nin her köşinden bir tarih, bir yaşanmışlık, bir hikaye, bir rivayet fışkırıyor. Bunlardan eski şehrin merkezinde 550 yıllık olduğu söylenen, kocaman bir gövdesi olan bir çınar ağacıyla ilgili olanı paylaşmak istiyorum. Rivayete göre bu ağacın gövdesinde eskiden bir berber dükkanı varmış, ancak zamanla ağaca zarar verdiği için kapatılmış. İlk duyduğumda pek inandırıcı gelmemiş olsa da gövdenin büyüklüğünü gördükten sonra gerçek olabileceğini düşündüm.

Bu çınar ağacınında olduğu, taş sokaklı eski şehir sağlı solu inci satan mağazalarla dolu. Göldeki incilerin çıkarılması üç ailenin kontrolünde. Bunlardan iki tanesi Makedon bir tanesi Türk. Eee buraya kadar gelip de inci almadan dönmek olmaz tabiki, özellikle de siyah inci kolyeler hiç es geçilecek gibi değil. Bir çok ülkenin aksine mağazalara girince Türk olduğunuzu anladıkları zaman çok daha sıcak çok daha samimi yaklaşıyorlar. Hatta kıran kırana bir pazarlık yapmak bile mümkün

IMG_7001

Ohrid’de yapmadan dönmemeniz gereken bir diğer aktivite de tabi ki tekne turu. Zaten oldum olası tekne ve su ikilisi bana hep huzur vermiştir. Ohrid’in tarihi dokusunu, şehrin biraz dışına kurulmuş plajlı otelleri, kiliseleri, tarihi yapıları bir de uzaktan görmek bambaşka bir boyut kazandırdı bu güzel tatil kentine. Henüz otele yerleşmeden attığımız bu tur sırasında keşke şöyle göl manzaralı bir otelde kalsak, hatta bir de balkonumuz olsa da günbatımını izlesek diye içimden geçirdim ama bu hayale fazla da kapılmadım. Ne de olsa turla geziyoruz. Ancak otele geldiğimiz de keşke başka bir şey dileseymişim diye içimden geçirdim. Göl manzaralı şirin mi şirin bir otelimiz vardı, hem de balkonlu odaları olan. Gökyüzünü turuncuya boyayan güneşin batışını izledikten sonra, şehri bir de karanlıkta görmek adına merkeze doğru gitmeye karar verdik.

IMG_6999

Ayın şavkı göle vurmuş, şehir daha da bir hareketlenmişti. Bu muhteşem ay manzarasını kaçırmamak için gölün hemen kıyısında Taverna Momir diye bir yerde tam da kenar bir masaya akşam yemeği için oturduk. Çok fazla düşünmeden, garsonun da tavsiyelerine uyarak yemeklerimizi sipariş verdik. Normalde yemek konusunda çok meraklı olduğum için çok daha fazla soru sorar öğrenmek isterdim ama o an sadece manzaranın tadını çıkarmaya odaklıydım. O manzarada ne yese insana güzel gelirdi zaten. Ancak yemeğin sonuna yaklaştıkça ay bizim tarafımızda görünmemeye, göl giderek kapkaranlık bir hal almaya başladı. Bir süre sonra bu uçsuz bucaksız karanlık insanın biraz içini ürpertmeye başlasa da şehrin cıvıltısı bu ürpertici havayı hemen dağıtıyordu.

IMG_6998

Bu keyifli akşam yemeğinin ardından tarih kokan ama sıcaklığını ve sevimliliğini koruyan Ohrid sokaklarına veda etme zamanımız gelmişti. Sabah erkenden bu küçük güzel kente veda edeceğiz. Ama şunu söyleyemeliyim bu huzur dolu yere daha az sıcak bir zamanda mutlaka tekrar geleceğim. O zamana kadar kendine güzel bak Ohrid…