‘GEZMEK YAŞAMAKTIR’ – KOPENHAG

Birçoğumuz onun masalları ile büyümüş, onun masalları ile rüyaya dalmışızdır. Kimden mi bahsediyorum, tabi ki Danimarkalı yazar Andersen’den ya da çocukluğumuzdan hatırladığımız haliyle; Andersenden Masallar. Kopenhag’a doğru yol alırken geldi birden aklıma Andersen’in çok sevdiğim ‘Gezmek yaşamaktır’ sözü. Gerçekten de öyle galiba. Durup düşündüğümde benim için de yaşadığımı en çok hissettiğim anlar seyahatte olduğum zamanlar. Özellikle de hiç bilmediğim bie ülkeyi keşfe doğru yol alıyorsam, şuan olduğu gibi. Uçaktan iner inmez sizi Kopenhag’ın ahşap kokulu sıcacık havalimanı karşılıyor. O ahşap kokusu, duvarlardaki ahşap kaplamalar bir anda sizi sarıp sarmalıyor ve şahane geçecek bir tatilin ilk sinyallerini veriyor gibiydi. Uzun bir pasaport bekleyişinin ardından şehir merkezine gitmek üzere yola koyulduk.
Kısa bir metro yolculuğunun ardından şehir merkezine ulaştık. Karanlık bir gökyüzü ve neredeyse dondurucu denilebilecek bir soğuk bizi karşıladı. Ancak şehir o kadar renkli ve canlıydı ki cıvıl cıvıl sokaklar havanın sıkıcılığını hissettirmemek için çabalıyor gibiydi sanki. Oldukça büyük bir şehir olan Kopenhag’da yapılacaklar listemiz bir hayli uzun, o yüzden planlı olmakta fayda var diye düşündük ve şirin bir kafeye oturduk. Bir yandan kahvemizi yudumlayıp bir yandan da gezi planımızı hazırladık. Şehrin ilk etapta dikkatimi çeken en güzel yanlarından bir tanesi oldukça düz olması. Bu da demek oluyor ki tüm şehri yürüyerek gezebileceğiz.
img_8997Eğer siz yürümeyi çok tercih etmiyorsanız burası tam bir bisiklet cenneti, bisikletinizi kiralayıp keyifli ve güvenli bir şekilde de gezebilirsiniz.
Avrupa’nın trafiğe kapalı en uzun alışveriş caddesi Stroget burada bulunuyor, hatta o kadar uzun ki mağazalara girip çıkarsanız bir gün de bitiremezsiniz benden söylemesi. img_8894Bu yürüyüş esnasında karşınıza çıkacak olan ‘Frellsen Chokolade’ nin enfes çikolatalarının tadına mutlaka bakmalısınız. Benim favorim kesinlikle içi marshmallowlu olan.
img_8803Yine aynı güzergahta ilerken eski bir gözlem kulesi olan ‘Round Tower’a çıkabilir, bu büyüleyici güzellikteki şehri bir de tepeden görebilirsiniz. Hatta tepe tırmanış sırasında solunuzda kalan kütüphaneyi gezerek hem kısa bir mola verebilir, hem de raflar arasında kısa bir yolculuk yapabilirsiniz.
img_9037Sırada, görür görmez kendinizi bir kartpostal resmine bakıyormuş gibi hissedeceğiniz ’Nyhavn’ yani yeni limana gitmek olmalı. Nehrin etrafına dizilmiş rengarenk binalar, nehrin üzerine yer alan her biri birbirinden güzel ahşap tekneler arasında gezerken kendinizi bir anda bir masalın başkahramanı gibi hissediyorsunuz. Eğer şanslıysanız sokak sanatçılarının keyifli müzikleri eşliğinde kendinizi tarif edilemez bir huzurla dolu hissedebilirsiniz.
img_9055Burada tatlı bir yorgunluk molası vermek isterseniz pek çok seçeneğiniz var. İster yan yana sıralanmış kafelerden birine oturun, isterseniz de kokusuyla sizi kendine çeken ’Rajissimo’ da İspanyolların meşhur tatlısı churros, klasik Belçika waffle ya da tazecik külahlarda sunulan dondurmanın tadına bakın.
img_8819‘Nyhavn’ı geçip sahil boyunca ilerlerseniz oldukça uzun bir yürüşün ardından şehrin simgesi olan ‘Little Mermaid’ heykeline ulaşıyorsunuz. Ancak söylemeden geçemeyeceğim, eğer hayal kırıklığına uğramak istemiyorsanız bekletinizi fazla yüksek tutmamalısınız. Dönüş yolunda ise aynı yolu izlemek yerine, şayet fazla üşümediyseniz biraz daha içerlerden ilerleyerek şehrin kuzeyinde yer alan göletler ve parklar bölgesini gezebilirsiniz.
img_8817Kopenhag’ın ilk yerleşim yeri olan ve Slotsholmen Ada’sında yer alan Christianborg Saray’ı da mutlaka görülmesi gereken yerlerden. Aynı zamanda parlemento ve adliye binaları da burada yer alıyor. İçinde kraliyet mücevherlerinin de sergilendiği ‘Rosemborg Kalesi’ ise görülmesi gereken yerleden bir tanesi.
img_8954Veee tabiki serbest bölge olarak bilinen ‘Christiania’, Kopenhag sınırlarını içerisinde yer almasına rağmen 1971 yılından beri özerk olan özgürlükler bölgesi. Buraya geldiğinizde kendinizi bir anda başka bir dünyada buluyorsunuz. Her biri bir sanat eseri niteliğinde grafittilerle süslenmiş duvarlar, özgün tasarım heykeller ve fotoğraf çekmenin yasak olduğu sokaklar sizi bir anda farklı bir boyuta taşıyor. Doğrusunu söylemek gerekirse benim çok tarzın olan ve gezmekten keyif aldığım bir yer değil ama tabi ki mutlaka görülmesi gereken yerlerden. Eğer içinizde bir hippi sevdası varsa ya da alternatif takılmayı seviyorsanız burası tam size göre.
img_9079Biraz da yeme içmeden bahsedelim. Kopenhag diğer Avrupa ülkeleri ile kıyasladığımızda oldukça pahalı, üç öğün dışarıda yemek bütçenizi biraz zorlayabilir. Ancak şehir merkezinde öyle güzel bir yer var ki orayı keşfettiniz mi bir daha başka bir yerde yemek yemek istemeyeceksiniz. İşte orası tek katlı iki binadan oluşan ’Torvehallerne’. Burası sushiden pizzaya, tazecik ekmeklerden sağlıklı kahvaltı alternatiflerine birçok şeyi aynı anda bulabileceğiniz enfes bir yemek yeri.img_0825
Yüksek tabure ve masalarda oturarak salaş bir ortamda nispeten daha uygun fiyatlı ve tadına doyulmaz yemekler yemek, kahvaltılar etmek istiyorsanız istikametiniz ‘Torvehallerne’ olmalı.
img_9056Eğer sushi seviyorsanız hemen girişte yer alan ‘Sushi Love’a mutlaka uğramalısınız. Hayatımda yediğim en iyi sushiydi diyebilirim. Burayı o kadar sevdik ki ertesi gün gözümüzü açar açmaz kendimizi yine burada bulduk. Ama bu sefer fırından yeni çıkmış mis kokulu ekmeklerin, chia pudinglerin, granolalı yoğurtların arasında bulduk. Bir ekmek sevdalısı olarak tazecik ekmeklerin arasında adeta kendimi kaybettim ve bol tahıllı ekmeklerden birer ikişer yemeye koyuldum. img_9071Ayrıca burada, yemek yemenin dışında tazecik meyve sebzelerden peynir, şarküteriden et ürünlerine mutfağınızın birçok ihtiyacını karşılayabilirsiniz.
img_8917Eğer biraya özel bir merakınız varsa Carlsberg’in fabrikasını da listenize yazmalısınız. Biz burayı biraz kaybolduktan ve oldukça uzun bir yol yürüdükten sonra bulduğumuzdan mıdır bilmem pek de beklentilerimizi karşılamadı. Ama yine de bir bardak bira tadıp oldukça az seçenekli menüden bir şeyler seçerek mini bir mola verebilirsiniz.
img_8922Kopenhag’da mutlaka gezilmesi gereken yerleden biri de Tivoli Bahçeleri ancak bizim orada olduğumuz tarihlerde ‘Halloween’ kutlamaları hazırlıkları için kapalıydı ve ne yazık ki gezemedik. Umuyorum bir yaz mevsiminde bir daha gelme şansım olur ve bu sefer burayı da gezebilirim.
Listenizdeki görülmesi gereken tüm yerleri tamamladıysanız ve boş zamanınız kaldıysa İsveç’in üçüncü büyük şehri olan Malmö’ye geçebilirsiniz. Biz Kopenhag’ı doyasıya yaşamak istediğimizden geçmedik ama yaklaşık 45 dakikalık bir tren yolculuğu ile iki ülkeyi birbirine bağlayan köprüden geçerek Malmö’ye ulaşabilirsiniz.
img_8887Bir şehirde aynı anda kaç güzellik bir arada bulunabilir derseniz Kopenhag’ı görmeden bu soruya cevap vermeyin derim. Burası o kadar eşsiz güzelliklerle dolu ki.. İster nehir kenarında yürüyüş yapın ister deniz ya da kendinizi geçmişin izleri arasına bırakın kısa bir sürede andan kopun ve tarihi saraylarda gezinin. img_8833Daha fazlasını mı istiyorsunuz o zaman şahane sanat eserlerinin yer aldığı müzeleri gezebilir, parklarda çimenlere uzanıp kitap okuyabilir, ya da cıvıl cıvıl sokaklarda dolaşıp kalabalığa karışabilirsiniz. Uzun zamandır beni bu kadar etkileyen, kendine hayran bırakan bir şehir olmamıştı sanırım. Gözümün önünde eşsiz manzaralar, aklımda şahane anılarla veda ediyorum bu güzel İskandinav şehrine, bisiklete binmeyi öğrenmiş biri olarak bir yaz mevsiminde tekrar görüşmek üzere Kopenhag…
Ne demiş Amin Maalouf ’Uzaklara gitmek, denizler, sınırlar, ülkeler, inançlar aşmak fırsatı çıktığı zaman hiç duraksama.’ Ben de önüme çıkan hiçbir seyahat fırsatını kaçırmayaya çalışıyorum. Çünkü her bir seyahat yeni bir deneyim, hem kendinizi hem de farklı hayatları keşfe çıktığınız keyifi bir serüven…