BEYAZIN PEŞİNDE DAĞLARIN ZİRVESİNDE

Erzurum’un insanı, şehrin nefes kesen soğuğuna inat sımsıcak, samimi ve olağanüstü misafirperver. Kim bilir dadaş olmanın şanındandır belki de…

Sırtını Palandöken’e yaslamış, dadaşlar diyarı Erzurum’un alametifarikası içinde barındırdığı pek çok güzellikte saklı. Bir yanınızda uluslararası kayak turnuvalarına ev sahipliği yapan Palandöken Dağı, bir yanınızda sayısız tarihi yapılarla dolu şehir merkezi, köşelerde bekleyen parmak ısırtan lezzetlerin yanı sıra, şehrin yakınlarında bulunan Tortum Şelalesi, Oltu, Tepsicik göleti gibi doğa harikası yerler de cabası.

Erzurum’a yolunuz kış mevsiminde düşerse bence kesinlike Palandöken’de kalmalısınız. Gökyüzü ile birleşen bembeyaz zirveler, insanda sonsuzluk hissi yaratıyor. Özellikle 3200 metre yükseklikteki ‘Ejder’ zirvesine hava karardıktan sonra çıkma şansını zor da olsa yakalayabilirseniz kızıl bir gökyüzünün altında Palandöken’in eteklerine en tepeden baktığınızda gördüğünüz manzara uzun süre hafızalarınızdan silinmeyecektir. Bir de küçük bilgi verecek olursam gökyüzü o muhteşem kızıl renge kar yağmadan hemen önce bürünürmüş, şayet şanslı iseniz siz de bu muhteşem manzaraya denk gelebilir, dondurucu soğuğa aldırmadan bir sürede olsa Palandöken’in gökleri kızıla boyayan ‘kuzey ışıklarını’ izleyebilirsiniz.

Palandöken’de her seviyeye uygun bir kayak pisti var. Özgürlüğü iliklerinize kadar hissederek zirvelerden kendi başınıza süzülebileceğiniz gibi, deneyimli hocalardan ders alarak kayağa merhaba diyebilir, ya da stilinizi geliştirebilirsiniz. Kayakla aranız olmasa bile Palandöken’in kristal gibi parlayan karının büyüleyeci güzelliğinden hiç sıkılmayacağınıza eminim. Ama her şeye rağmen şehir merkezini görmeden asla dönmeyin derim. Bu tarihi merkez taksi ile 40 liralık bir uzaklıkta…

Erzurum’un tarihi yapıları
Kurtuluş Savaşı’nın en önemli kararlarının alındığı Erzurum’u gezmeye şehrin simgesi olan ‘Çifte Minare’den başlayabilirsiniz. Selçuklulardan günümüze kalan bu medreseyi keşfettikten sonra Mustafa Kemal’in 3 Temmuz 1919’da gelerek 52 gün boyunca kaldığı, şu an müze olan Atatürk Evi’ni ziyaret edebilirsiniz.

 

İlhanlılar Dönemi’nden kalma Yakutiye Medresesi, bugünki hali ile Bizans Dönemi eseri olan Erzurum Kalesi, Saltuklular Dönemi’nde yapılan ‘Ulu Cami’, Osmanlı Dönemi’nden kalma ’Erzurum Tabyaları’, 12. yüzyılda Saltuklular döneminde inşa edilen ve asıl Türk yapılarından biri olan ‘Saat Kulesi’ Erzurum’da gezebileceğiniz diğer yerler arasında olmalı.

Şehrin parmak ısırtan lezzetleri
Erzurum yemekleri denildiğinde akla ilk gelen şüphesiz ‘Cağ Kebabı’. Düğünlerin, şölenlerin olmazsa olmaz yemeği olan cağ kebabını şehir merkezinde yiyebileceğiniz bir çok yer var. Ben tercihimi yerel çoğunluğun sözünü dinleyerek ‘Gel Gör’den yana kullandım ve oldukça da memnun kaldım.
Cağ kebabının sırrı bir gece boyunca tuz, karabiber ve soğanla hazırlanan terbiye sosunda bekletilmesinde saklı. Dinlendirilen kuzu eti ertesi gün bir silindir oluşturacak şekilde büyük özel bir şişe geçirilip yatık bir şekilde odun ateşine yerleştiriliyor. Çevire çevire hafifçe pişirildikten sonra ince ince kesilerek kebaba adını veren cağ denilen şişlere geçiriliyor. Odun ateşinde tamamen pişirilip yanında lavaş ekmeği ile servis ediliyor.

Cağ kebabı için bir tercihiniz de daha salaş bir yer olan ‘Koç Cağ Kebap’ olabilir.

Tercihinizi ‘Gel Gör’den yana kullandıysanız enfes kadayıf dolmasına da çok yakınsınız demektir. Çünkü Gel Gör’ün Terminal Caddesi üzerinde yer alan şubesinin yan binası da ‘Muammer Usta’, yani kadayıf dolmasının en lezzetli adreslerinden biri.

Şerbetli tatlıları seviyorsanız Erzurum’un kadayıf dolmasına da hayran kalacaksınız benden söylemesi. Kadayıf dolması yaparken dövülmüş ceviz içi kadayıfın içine konularak dolma gibi sarılıyor. Ardından yumurtaya batırılarak yağda kızartılıyor ve önceden hazırlanmış soğuk şerbete yatırılıyor. Kadayıf şerbeti iyice çektikten sonra da afiyetle yeniyor. Ilık ılık, çıtır çıtır…

Bana sorarsanız Gel Gör’den çıktıktan hemen sonra kadayıf yemeyin. Terminal Caddesi üzerinde neredeyse üç adımda bir, bir kahveciye rastlamak mümkün. Gözünüze kestirdiğiniz bir tanesine girin Erzurumlu gençlerin arasında kendinize bir keyif kahvesi ısmarlayın. Sonra gelsin kadayıflar…

Erzurum Mutfağı elbette ki cağ kebabı ve kadayıf dolmasından ibaret değil. Benim favori mutfaklarımdan olan Erzurum yemeklerinin başında bulgurlu lor peynirli pazı sarması, bildiğimiz ayranaşı çorbasının sıcak ve köftelisi olan aşotu çorbası, tuzlu peynir helvası gelse de, incecik açılmış yufkası ile çok katlı olmayan su böreği sanki anneannemin elinden çıkmış gibi beni cezbediyor… Bu lezzetleri tatmak için adresiniz ’Erzurum Evleri’ diye geçen tarihi yer olmalı. Burada nostaljik eşyalarla süslenmiş yöresel bir ortamda Erzurum’u iliklerinizde hissetebilirsiniz.

Bu muhteşem mutfağı doyasıya deneyimlemek, tarih ve kültürle donanmak istiyorsanız Erzurum bütün samimiyeti ile sizi kucaklamaya hazır.

Kışın ve karın keyfini de bu seyahate doyasıya eklemek istiyorsanız da Palandöken sizi bekliyor. Siz de benim gibi sırtınızda kayaklar, ayağınızda kayak ayakkabıları ile uzun uzun yürümeye üşeniyor, hatta bu yüzden kaymamayı bile göze alıyorsanız pistlerin dibindeki Dedeman Otel en güzel alternatiflerden biri olacaktır.

Erzurum’dan dönerken Rüstem Paşa Çarşı’sına uğrayıp oltu taşından yapılmış aksesuarlardan, Kars Bakkaliyesi’ne uğrayıp peynir helvası, kuru kaymak, tulum peyniri, kıtlama şeker gibi yöresel ürünlerden almadan dönmeyin sonra pişman olursunuz benden söylemesi…