BALKANLARIN İNCİSİ – KARADAĞ

Balkanların en yenisi Karadağ

‘‘Zamanın iki yüzü vardır, iki boyutu…
Uzunluğunu güneşin seyri belirliyor,
genişliğini ise tutkular.’’ Amin Maalouf

Hayatı ne kadar tutkulu yaşarsak o kadar dolu yaşayacağımıza inananlardanım ben de. Benim hayatımı doldurduğuna inandığım en büyük tutkularımdan biri de gezmek… Yeni ufuklara yelken açmadan, farklı kültürleri tanımadan geçen her tatil boşa geçirilmiş zamanmış gibi geliyor bana. Belki de bu yüzden bütün tatilleri aylar öncesinden hesaplayıp plan yapmak. İşte bu planlarımdan bir tanesi de büyük Balkan gezisiydi. Daha önce beni en çok etkileyen şehirler olan Üsküp ve Ohrid’yi yazmıştım şimdi sıra beni en çok etkileyen diğer yerlerde. 2006 yılında Sırbistan’dan ayrılarak bağımsızlığını ilan eden Karadağ’ın küçük sahil kasabaları Budva ve Kotor.

IMG_5592

Surlar içinde yaşanan hayatlar, her iki kasabada da hayatın çoğunluğu Venediklilerden kalma kalelerin içerisinde geçiyor. Hep merak etmişimdir, özellikle de geçmiş dönemlerde kalenin kapıları kapandıktan sonra surların içinde, dışındaki dünyadan ve insanlardan kopuk bir hayat yaşamak nasıl bir duygu diye. Kendimi kapalı kalmış, hapsolmuş hissedermişim gibi geliyor. Oysa ki eski dönemlerde surların içinde sadece zengin halk yaşayabilir, fakir halk ise surların dışında yaşarmış. Muhtemelen o elitizmin verdiği duygu o dönemlerde yaşayan insanların benim gibi kapana sıkışmışlık hissine kapılmasına mani oluyordur.

 

Budva ve Kotor aynı sahil şeridi üzerinde yer alan kasabalar ve bu yol üzerinde hem sosyalizmin hem de zenginliğin etkilerini hala görmek mümkün. Bir yanda Yugoslavya zamanında devlet halkı yaz tatillerini geçirmeleri için buralarda inşa edilen tek tip, tek renk uzun sosyal konutları diğer yanda sadece belirli kişilerin girebildiği St. Stefan Adası’nı görmek mümkün. Keşke bu güzel sahil kasabalarında daha çok vakit geçirebilseydik, Kotor’un sevimli kafelerinde daha çok oturup etrafı seyredip sohbet edebilseydik, ya da Budva’nın o dillere destan gece klüplerinde gönlümüzde eğlenebilseydik ama turumuz biraz hızlandırılmış bir kültür turu olduğudan böyle keyiflere pek zaman yoktu. Zaman hızla akıp geçiyor biz bir sürü şehir görüyorduk. Bir yandan buraları tanımaya çalışıp bir yandan da hangilerine bir kez daha yavaşlatılmış bir gezi planlasam diye not alıyordum. Bir sonraki duraklarım arasında Budva Kotor ve bir sonraki yazımda bahsedeceğim Dubrovnik kesinilikle olacak…
Hızlandırılmış Budva ve Kotor gezisinin yazısı da biraz kısa oluyor malesef, en kısa zamanda bu Balkan rüyası da denilen bu üçlüyü tekrar ziyaret etmek üzere, yolcu yolunda gerek istikamet Dubrovnik…