ADANA’NIN YOLLARI TAŞTAN KEBAPLAR ÇIKARDI BENI BAŞTAN

Uzun zamandır hayalini kurduğum, gitmek için fırsat kolladığım şehirlerin başında geliyordu Adana. Bu süreç biraz uzasa da sonunda bir fırsatını yakaladık ve Adana biletlerimizi aldık. Üstelik ‘Portakal Çiçeği Karnavalı zamanına. Karnaval havasına uygun olsun diye turunculu gözlüklerimi, rengarenk kıyafetlerimi bavulun baş köşesine yerleştirdim ve heyecan dolu Adana tatiline başlamak için havalimanının yolu tuttuk. Bir saat 45 dakikalık bir yolculuğun ardından Adana’ya varıyoruz. Bavullarımızı kaptığımız gibi kendimizi dışarı atıyoruz, malum zamanımız kısıtlı bir dakikamız bile boşa geçmemeli.

IMG_2303
Havalimanının dışına çıktığımız anda karnaval havasına bürünüyoruz, ellerinde portakallı lokumların olduğu minik paketlerle turuncu giyinmiş gençler karşılıyor Adana’ya gelenleri. Her yer turuncu balonlarla, süslerle dolu, çalan müziğinde etkisiyle olsa gerek kendimi tamamen başka bir ülkeye gelmiş gibi hissediyorum. Taksiye binip portakal ağaçlarıyla dolu yollardan geçerek otele doğru yol almaya başlıyor. Bir yandan güneş içimizi ısıtıyor, diğer taraftan portal çiçeğinin kokusu bizi etkisi altına alıyor. Sanki rüyada gibiyim. Bu şahane yolculuk çok kısa bir süre sonra son buluyor ve otelimize varıyoruz. Bavullarımızı bırakır bırakmaz kendimizi Adana’nın portakal çiçeği kokulu sokaklarına atıyoruz.
Nehirleri, köprüleri camileri ile cıvıl cıvıl olmanın yanı sıra Adana oldukça da tarihi bir şehir. Taş köprü, Ortadoğunun en büyük camii olan Sakıp Sabancı Merkez Camii, tarihi Kazancılar Çarşısı, Büyük Saat, Seyhan Barajı tarihi dokusunu oluşturan yerlerin başında geliyor.

IMG_2305
Sokaklar o kadar kalabalık ki neredeyse iğne atsak yere düşmeyecek. Kurulan stantlarda bir tarafta kurabiyeden dolmaya, bici biciden lokuma bir sürü lezzet satılıyor. Diğer bir tarafta ise portakal rengi taçlar tüller satılıyor. Herkesin kafasında turuncu bir tül, biz de karnaval ruhunu daha çok yaşamak adına kafalarımıza turuncu tülden kocaman bir çiçeğin olduğu taçlardan aldıktan sonra bir örnek olmuş halimizle kalabalık sokaklarda yürümeye devam ediyoruz. Ancak şunu da söylemeden geçemeyeceğim kalabalık bir süre sonra üzerinize üzerinize gelmeye, boğucu bir hal almaya başlıyor. Tam da böyle hissettiğimiz bir anda ara sokaklardan birine daldık ve yemek yemek için bir arayışa girdik. Aslına bakarsanız kendime bir ön araştırma yapmış, nerede ne yemeliyiz diye bir liste çıkarmıştım ancak heyecandan olsa gerek notlarımı İstanbul’da unutmuşum Ama olsun moral bozmaya gerek yok burası Adana, kebap cenneti, kötü yemek yeme olasılığımız oldukça az.

IMG_2250İlk öğlen yemeğimiz için esnafa birkaç yer sorduk ve onları dinleyerek Tarihi Asmaaltı Kebapçısının yolunu tutuyoruz. Oturur oturmaz masamıza çeşit meze, salata ve sıcacık pideler geliyor. Sonradan öğreniyoruz ki bu bir Adana geleneğiymiş her kebapçıda siz sipariş vermeden sofraya en az üç çeşit meze, salata gelirmiş. Tatile gelmişiz diyet de neymiş, sıcacık pideye anında yumuluyoruz. Çünkü hepimizin hayat felsefesi yaşasın yemek yemek değil mi sonuçta Hepimiz birer Adana kebap söyleyip yemeğe yer kalması açısından pide ve meze ikilisine bir süre ara veriyoruz ama bu mola çok da uzun sürmüyor ve kebaplarımız yanında birer tabak bol sumaklı nar ekşili soğanla beraber geliyor. Önümüzde koca bir gün var soğanlı mı yesek soğansız mı diye tereddüt yaşarken en pis boğazlı olarak ben soğana çoktan dalıyorum, Allahım yok böyle bir lezzet bu kebapsa benim şimdiye kadar yediklerim acaba ne diye düşünmüyor değilim. Bu güzel yemeğin ardında şehrin kalabalık sokaklarına doğru tekrar yöneliyoruz.

IMG_2265
Karnaval coşkusuyla dolu sokaklardan yürüyüp kortej geçişinin olacağı caddeye varıyoruz. Kalabalık dolayısıyla pek fazla bir şey görememiş olsak da yine de o ruhu yakalayabilmiş olmak güzeldi. Bir yorgunluk kahvesi içtikten sonra akşam için enerji depolamak adına otelimize dönüyoruz. Akşam yemeği için yer bulmakta oldukça zorlandık çünkü bu kadar kalabalık olacağını hiç düşünememiştik, her yer çok önceden rezervasyonlarını kapatmış dolmuştu. Sonunda ‘Elem’ diye merkeze biraz uzak olan bir kebapçıda yer bulduk. Yemekleri pek lezzetli olmasa da kendi yapımları olan sucukla yaptıkları humusun lezzetli i-na-nıl-maz-dı. Döner dönmez evde de denedim ama marketlerde satılan sucukların lezzetinden olsa gerek asla oradaki tadı yakalayamadım. Umarım bir daha Adana’ya gitme fırsatım olur.
Son günümüzde ise kahvaltı için şehrin merkezine biraz uzak olan Seyhan nehri kıyısındaki kahvaltı yerlerinden birini tercih ediyoruz. Masmavi nehir, yemyeşil doğa ve kuş cıvıltıları lezzetli mi lezzetli doğal, sıcak sıcak çıtıt çııtr ‘Sıkma’nın da olduğu kahvaltıyla birleşince insanın içini bir mutluluk bir huzur kaplıyor desek abartmış olmayız. Beni bıraksalar bu huzur dolu yerde akşama kadar otururum ama Adana’da daha çok görülecek, tadılacak kebap var. Daha sabah kahvaltısını sindirememişken öğlen yemeği için nereye gideceğimizi belirledik. Tercihimiz bütün bloggerların, yemek konusunda söz sahibi kişilerin önerilerinde yer alan Kebapçı Mesut’a gitmeye karar veriyoruz. Sora sora oldukça maceralı bir yürüyüşün ardından Mesut’a varıyoruz. Maceralı diyorum çünkü hangi dükkana, hangi esnafa sorduysak bize Mesut’u kötüledi ama biz kararlıyız Mesut’u bulacağız ve kebapları yiyeceğiz başka yolu yok. Sonunda Mesut’a ulaştık ve dışarıdaki masalardan birine yerleştik. Çok eski bir semtte küçük salaş bir esnaf lokantası burası. Ancak ne kadar salaşsa lezzeti de o kadar güzel. Önce geleneği bozmadık ve birere Adana kebap söyledik. Baktık hala yeme potansiyelimiz var bir tane de dürüm söyleyip paylaşmaya karar verdik, hem de en soğanlısından Yapacak bir şey yok dürümün tadı böyle çıkıyor.

IMG_2443
Bu güzel yemeğin ardından havalimanına gitmek üzere yola koyulduk. Bu kısacık ama dopdolu geçen hafta sonu kaçamağına bakarak söyleyecek olursam Adana bana göre sıcak samimi insanlarla dolu çok yaşanılası bir şehir. Yemeklerine değinecek olursam Adana kebabın lezzetine laf yok. Kesinlikle on numara beş yıldız ancak bana sorarsanız yemek ya da kebap konusunda şimdiye kadar gördüğüm hiçbir şehir bir Antep etmiyor. Orada hem çeşit bol hem lezzeti doyulmaz, buradan da anladığınız üzere ben yine Antep’i özlemişim. Ancak kalbimin bir kısmını da Adana’da bırakıp İstanbul’a dönüyorum. En kısa zamanda tekrar görüşmek üzere Sakıp Ağa’nın güzel memleketi…